Welcome to our New Forums!

Our forums have been upgraded and expanded!

Anadoludaki Irkların genel Durumu ve Karmaları Hakkında

Alexguardra

Member
Joined
Oct 3, 2024
Messages
168
Bilindiği üzere hepimizin bireysel karmaları olduğu gibi Yüksek Rahip Hoode Cobra'nın "mass karma" olarak bahsettiği her ırkın kendisine ait bir karması var. Bazı ulusların ırksal saflıklarını koruma ve medeniyet inşa etme konusunda diğerlerinde çok daha iyi olduğu tartışmaya açık olmayan bir gerçektir. Zaten niyetim bunu tartışmak değil fakat bu gerçeği ifade ederken örtülü olarak başka bir şeyi de kabul etmiş oluyoruz: "Bazı uluslar aynı konuda o kadar da iyi değildir."

Baylar bayanlar, üzülerek ifade etmek zorundayım ki ulus olarak bu konuda o kadar da iyi durumda değiliz. Gerek ırksal saflık, gerek medeniyeti inşa etmek için gereken kurumsal organizasyon, gerek toplumsal etik olsun buraya tek tek yazamayacağım pek çok konuda maalesef sınıfta kalmış durumdayız. Burada bu forumda bulunanlar olarak bu ulusun çekirdeği olarak tarih bizlere bazı sorunları çözmek için yapıcı ve yasal yöntemler geliştirmek üzere bir sorumluluk yüklemiş bulunmaktadır. Bu sorumluluğun kabulünde zorlananların öncelikle bir Zevist olarak dış dünyadaki insanları bir anlığına gözlemlemesini istiyorum, manevi açıdan yozlaşmış, madde, ilaçlar, aşırı materyalist hayatlar, hedonizm ve diğer türlü belalara boğulmuş diğer insanlarımıza bakınız ve neden tarihin bu sorumluluğu onlara değil de bizlere yüklediğini iyice kavrayınız.
Şimdi işin ciddiyetini kavrayanlar ve bu sorumluluğu kabul edenlere çözülmesi gereken birkaç sorundan bahsedeceğim.
1-) Melezlik
Ulusumuzun varlığının önündeki en büyük tehlikelerden biri budur. Maalesef bu tehlike artık tehdit boyutunu aşmış ve ulusumuza yadsınamayacak ölçüde büyük hasar vermiştir. Şahsımda Anadolu Keltleri olan Galatlar ya da Romalıların deyimiyle Galyalılarla, ayrıca diğer akdeniz uluslarıyla bağlantılar gözlemiş olmakla beraber orta asya kökenlerime karşı hissetiğim bağlılığı da reddedemiyorum. Bu durum bağlantı duyduğum tüm taraflara karşı aidiyet hissimi zedelenmiş ve yarım bir hale getiriyor ve ne yazık ki bu hususta yalnız olmadığımın farkındayım.
2-) Siyasal Kriz

Yazının yayınlanabilir kalması adına zaten hepinizin farkında olduğu bu sorunu uzun uzun anlatmaya gerek yok fakat özellikle eli kanlı radikal marksist bir terör örgütünün aniden yok edilmesi ve birden herkesin el ele tutuşup kutu kutu pense oynayabileceği yalanına Polyanna bile inamaz. Adice ormanlarımızın ateşe verilmesi ve güya "yıldırım çarpması", "gaz kaçması", "dron kazası" gibi sebeplerle askerlerimizin hayatını kaybetmesi maalesef henüz başlangıç.

3-) Sosyal Kriz

Yukarıdaki sebeplerle bağlantılı ve onların doğal sonucu olarak ve ayrıca göçmen sorunuyla iyice büyümüş olan bu sorun kültürel yozlaştırmayla iyice büyümektedir. Rap piyasasından tv dizilerine, madde kullanımından kişisel verilerimizin ticaretine, illegal para ve üzerimize yağdırılan tüm pislikler ve bunların neden olduğu tas kafalı piç sürüleri, daltonlar ve daha nice dalyarak andrapod türü dışarda cirit atmakta ve sürekli olarak aralarına yenileri eklenmektedir.

4-) Ekonomik Kriz

Açıklamaya gerek yok, sefalet şahsımızın değil ulusumuzun bir sorunu ve maalesef yozlaşmayı besleyen en büyük faktörlerden birisidir. Bu bireysel olarak çözerek ortadan kaldırabileceğimiz bir sorun değildir çünkü sorunu kendiniz adına çözseniz bile dolaylı olarak bu sorun sizi etkilemeye devam edecektir.


Aslında bu liste daha da uzatılabilir fakat bu dört başlığın sorunlarımızı özetlediği kanaatindeyim. Evet pek iç açan bir liste olmadığının farkındayım fakat hemen kafayı öne eğmeye gerek yok çünkü açık konuşmak gerekirse Zevistler olarak hepsini tamamıyla yasal olan yollarla çözebilecek kudrete sahip olduğumuza inanıyorum. Umutsuz bir durumun olmadığını sadece umutsuz insanların olabileceğini ve o umutsuz insanlarında bir Zevist olamayacağını düşünüyorum.
Bundan yüz yıl önce M. Kemal Atatürk Samsun'a doğru yola çıktığında şartlar daha iyi değildi, Jew York Times belki gerçekten böyle bir haber yapmadı belki ama ne gerek var ki? Sonuçta "Zafere inanan bir avuç Türk dünyaya meydan okudu.". Başardık da, gözümüzde tüten medeniyet ateşinin kıvılcımını orada çakan ulus biziz. Günümüzde yaşananlar aslında müthiş bir gerçeği gölerimizin önüne sermektedir ki bence bu gerçek bu ulusun kimlik sorununu kökünden çözmektedir: Kurtuluşun zaferinde "Kazandık" diyenler yalnızca Türklerdir. Şu gerçeği kabul etmeliyiz ki bunlar aidiyet ve üst kimlik olarak kabulün ötesinde olan; soy ve ırk bakımından da Türk olanlardır. Geçmişte tartışmalara konu olmuş olsa da zaman bize şimdi doğru cevabı göstermektedir: Gazi M. Atatürk yalnızca Türklerin "Atasıdır" ve bundan gayrısı günümüzde Cumhuriyet düşmanı olarak tezahür etmektedir.

Günümüzde her ne kadar aksiymiş gibi anlatılmaya ve aktarılmaya çalışılsa da ortada bariz olan ve Türk düşmanlarınca bilinen büyük bir gerçek vardır: Kemalizm ırkçıdır. Bu gerçeğin artık üzerini örtmeyi bırakmalıyız ve üç-beş islamcı veya terörist uzantısını bir şeylere ikna etmek yerine onları dışlamanın daha avantajlı olduğunu anlamalıyız. Açıkçası bu gerçeğin bizi Ergenekon Vadisinden çıkaracağını düşünüyorum ve bu nedenle Kemalizmi Zevist bir süzgeçten geçirerek incelemeye karar verdim, yarın daha önce okumadığım Nutuk'u okuyarak bu işe başlayacağım, ilgileneceğim sorular:

Kemalizmin NatSocism veya Zevizm'le çelişen bir yanı var mı?
Bunu forumlarda nasıl kullanabiliriz?
Bunu nasıl günlük hayatımızda da kullanabilir miyiz? Evetse nasıl?


Bu vesileyle Zafer Bayramınızı Kutlarım!! Nice Zaferlere!!!

Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyet'ini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!


HAİL ZEUS !
 
1-) Melezlik
Ulusumuzun varlığının önündeki en büyük tehlikelerden biri budur. Maalesef bu tehlike artık tehdit boyutunu aşmış ve ulusumuza yadsınamayacak ölçüde büyük hasar vermiştir. Şahsımda Anadolu Keltleri olan Galatlar ya da Romalıların deyimiyle Galyalılarla, ayrıca diğer akdeniz uluslarıyla bağlantılar gözlemiş olmakla beraber orta asya kökenlerime karşı hissetiğim bağlılığı da reddedemiyorum. Bu durum bağlantı duyduğum tüm taraflara karşı aidiyet hissimi zedelenmiş ve yarım bir hale getiriyor ve ne yazık ki bu hususta yalnız olmadığımın farkındayım.
Bize tarih dersinde anlatılanları sorgulamadan kabul etmek yerine gerçek atalarımızı araştırırsak bu bizim yararımıza olacaktır.

Asıl Türkler Orta Asyalıdır ve Orta Asyalılara yakın olan kişilerin sayısının az olduğunu kesinlikle düşünmüyorum. Ancak onların yanında aynı zamanda birçok vatandaşımız da etnik olarak Helen'dir. Bunu bilmeyenler, tarih derslerinde anlatılan Orta Asya'dan göç hikayeleri yüzünden ataları sorulduğunda yanlış bir şekilde Orta Asyalıları gösterirler.

Ben Orta Asyalılara daha yakınım ve Beyaz değilim. Etnik Helenlerin kendi ataları yerine benim atalarımı benimsemesi hem benim hem de onların zararınadır.
 
Bize tarih dersinde anlatılanları sorgulamadan kabul etmek yerine gerçek atalarımızı araştırırsak bu bizim yararımıza olacaktır.

Asıl Türkler Orta Asyalıdır ve Orta Asyalılara yakın olan kişilerin sayısının az olduğunu kesinlikle düşünmüyorum. Ancak onların yanında aynı zamanda birçok vatandaşımız da etnik olarak Helen'dir. Bunu bilmeyenler, tarih derslerinde anlatılan Orta Asya'dan göç hikayeleri yüzünden ataları sorulduğunda yanlış bir şekilde Orta Asyalıları gösterirler.

Ben Orta Asyalılara daha yakınım ve Beyaz değilim. Etnik Helenlerin kendi ataları yerine benim atalarımı benimsemesi hem benim hem de onların zararınadır.
Benim işaret ettiğim sorunun altını çizmiş bulunmaktasınız; asyalıların, beyazların ve afrikalıların karıştığı bir ülkeye ve devlete sahibiz, kuruluş itibarıyla öyle olsada günümüzdeki haliyle etnisiteyi umursamayan bir develetin vatandaşlarıyız ve ırkın, milletin ve devletin üç ayrı köşeye geçip birbirini umursamadığını görüyoruz, sizce ne yapmalıyız?

Üzerimize düşen bireysel olarak eş seçimimize dikkat etmek ve kalabalık bir aile kurmaktır fakat bu stratejinin ömrü 2-3 nesilden öteye gidemez, gittiği halde türk dışı her unsur otomatik olarak terör teşkil edecektir, bunu kanıtlamak için test etmeye en az ihtiyaç duyacağımız ülkelerden birinde yaşıyoruz.

Bu sorunu nesillerin ötesinde çözmek için bir fikriniz var mı? Okulda anlatılan tarih derslerinin ötesinde olmak demek bu soruya bir evet cevabı vermeyi gerektirir.
 
Biz çok eskiden ortaasyadan gelmişem at sırtında, buralara otağ kurmuşam, haçlılarla savaşmışam onları zapt etmişem, buraları yurt eylemişem,
 
Dediğinizde haklısınız.

Herkese "Türk" dememizin yarattığı bir sorun var. Yurt dışında iki aferin alınca hemen Kürt olduğunu söyleyen kişi, suç işlediği zaman Türk olduğunu söylüyor. Bu biz Türklerin zararına olmaz mı?

Zevist olduğumuz için bu konuda bilinçli olsak da halkımız öyle değil. Etkimiz sınırlı olduğundan uygun koşulları sağlayamayız, size bir çözüm önerisi söylemem de bundan dolayı zor. Ancak bu konulardan bahsetmemiz ülkemizin geleceği için önemlidir.

"Ben Orta Asyalılara daha yakınım ve Beyaz değilim. Etnik Helenlerin kendi ataları yerine benim atalarımı benimsemesi hem benim hem de onların zararınadır." cümlesini yazarken kendimin Beyaz olmadığını değil, Asyalı ataları benimsemenin herkesin zararına olacağını anlatmak için bir örnek vermeye çalışıyordum. Yoksa zaten birkaç küçük bölge hariç en Asyalı olanlar bile hiç değilse %50 Anadolulu.
 
Dediğinizde haklısınız.

Herkese "Türk" dememizin yarattığı bir sorun var. Yurt dışında iki aferin alınca hemen Kürt olduğunu söyleyen kişi, suç işlediği zaman Türk olduğunu söylüyor. Bu biz Türklerin zararına olmaz mı?

Zevist olduğumuz için bu konuda bilinçli olsak da halkımız öyle değil. Etkimiz sınırlı olduğundan uygun koşulları sağlayamayız, size bir çözüm önerisi söylemem de bundan dolayı zor. Ancak bu konulardan bahsetmemiz ülkemizin geleceği için önemlidir.

"Ben Orta Asyalılara daha yakınım ve Beyaz değilim. Etnik Helenlerin kendi ataları yerine benim atalarımı benimsemesi hem benim hem de onların zararınadır." cümlesini yazarken kendimin Beyaz olmadığını değil, Asyalı ataları benimsemenin herkesin zararına olacağını anlatmak için bir örnek vermeye çalışıyordum. Yoksa zaten birkaç küçük bölge hariç en Asyalı olanlar bile hiç değilse %50 Anadolulu.
Vaktiniz varsa açtığım son balığa göz atmanızı isterim, aslında herkesin Türk olmadığı gerçeğini kabul etmek sorunu çözmüyor, bizi bu kadar etnik unsurun bir dar bir alanda sıkıştığı başka ve daha büyük bir soruna itiyor. Burada sadece siz değil şahsım da dahil olmak üzere hiçbirimiz bu sorunun nasıl çözüleceğini henüz bilmiyoruz fakat inancım bu sorunun ancak bu forumlarda çözüme kavuşabileceğidir.

Sözlerim herşeyden önce bir özeleştiri olarak değerlendirilmelidir. Ulusumuzun sahip olduğu sorunlara üç maymunu oynamak bu günlerde yaygın hatta aksi mevcut olmayan durumdur. Eğer biz de burada Zevistler olarak aynı tavrı benimsersek bizi bu toplumdan ayıracak olan nedir?

Bu forumların ulusa yön verecek yeni fikirlerin doğacağı mecra olduğuna inanıyorum, bu yüzden bu coğrafyaya uygun düşünce tarzları oluşturmak ve bunları hayata geçirebileceğimiz planlar yasarlamakla mükellefiz. İşin ciddiyetini farketmeli ve bu forumları her gün bu ciddiyetle ziyaret etmeliyiz.

Bu ulusu birileri şekillendirecekse onlar biziz ve tarihin bize yüklediği bu misyonu ciddiye almaya başlamalıyız.
 
Sevgili Alexguardra kardeşim ve diğer kardeşlerim;öncelikle amacım bir tartışma başlatmak değil,sadece kendi fikirlerimi beyan etmek istiyorum.Gerçek olan şu ki,Kemalizm fikrinin ırkçılıkla uzaktan yakından bir alakası yok.Türkiye'de gerçek manada ırkçılığın temeli atan şahıs Dr.Rıza Nur'dur.O dahi bu fikri yaymaya çalışırken yanlış uygulamaların önünü açmıştır.Buna Kürtler'in asimilasyonu örnek verilebilir.Bunu fiili olarak yapan kişi Mustafa Kemal'dir.Irkları Zeus yarattığına göre,bir ırkı asimile ederek yok etmek takdir edersiniz ki Zeus Baba'ya saygısızlıktır.Bu da ırksal karmamıza olumsuz olarak etki eder,ki etti de.Biz akıllı,mantıklı insanlarız.İsteyen herkesin vatandaşlık bağı ile Türk sayılacağı bir düzende saf ırk oluşamaz.Yani ne mutlu Türküm diyene sözü zaten bu saçma düşünceyi ifade ediyor.Bu şekilde Türk taklidi yaparak pek çok vatan haini ve düşman yardakçısı bizi arkadan vurdu ve vurmaya devam ediyor.Bu şekliyle Türk ırkçılığının içine dahi ırksal olarak Türk olmayanlar girdi,ve düşünceyi otomatik olarak felç etti.Edindiğim hayat tecrübelerinden sonra gözlemlediğim ölçüde asimile olmuş bireylerin,karakter ve ahlak bakımından pek zayıf olduklarını farkettim.Yani Kemalizm fikri bu şekliyle pek çok ruhen dejenere olmuş tırnak içinde Türk (!) yetiştirdi.İnsanlar kendi içlerinde ne kadar inkar etseler de ırkçılık düşüncesi bakidir.Çünkü Şeytan Baba'dan gelir.Asimile olan milletler dahi asimile olmalarına rağmen kendi ırklarının davasını sürdürürler.Bir ara ahmaklar nasıl bir kişinin müslüman olmasını Türk olmasıyla eşdeğer gördüyse diğer bazı kesimlerde modernlikle eş gördü.Bu ikisi de yanlış fikirlerdir.Ve Zevist olan bizler yani aklın ve mantığın yolunu seçmiş olanlar gerçek manada Türk ırkçılığına yönelecektir.Yoksa 20 seneye kalmadan ülke melez ırklar cehennemine dönecek.Ve karşılaşacağımız kötü akıbetleri tahmin dahi edemeyeceğiz.Bir an önce bu yanlış fikirlerden kurtulmalıyız.
 
Ben bir türküm ancak gerek bu coğrafyanın anadolu türklerinin gerekse türkistan, kazakistan gibi doğu ve rusya tarafındaki türklerin ne kadar beyaz ne kadar asyalı olduğunu hala anlamış değilim. Yıllardır forumda türklerin beyaz mı asyalı mı olduğu tartışılıyor ve ortada bir sonuç yok çünkü tarihçiler bile net bir şey söyleyemiyor. Zaten net bir cevapta yok, anadolu öyle bir coğrafyaki ırkların birbirleriyle karışması konusunda amerikayla yarışır.

Bilen birine sorduğumda kemik ve yüz fenotipime göre altay ve iranid genlerimin bulunduğunu söyledi. Aslen annem ve babam doğu tarafından batıya göçmen. Dedemin dedesi kürt ama diğer büyüklerim türk. Yani ırksal bir karmaşa içindeyim. Genel olarak özellikle anadoluda ki türkler asyalı melezi gibi gözüküyor. Yani helenli beyazlardan karışma mı? Ayrıca ırksal ve toplumsal ve karmasal olarak zamanla beyaz olmaya evrilebilir miyiz?

Ben ne asyalı ne de beyaz olarak görüyorum kendimi. Sadece türküm. Bu coğrafya ve etnik karmaşa içerisinde daha fazlasını söyleyemem. Tarih bilmediğim zamanlarda eskiden çinlilerle ve genel olarak asyalılarla evlenen türkleri eleştirirdim ama meğer onlarda zaten asyalılardan gelmeymiş. Ayrıca kazaklı bir hocam var ve resmen her bakımdan asyalı birine benziyor ki zaten öyle ama kendisi türk.
 
Sevgili Alexguardra kardeşim ve diğer kardeşlerim;öncelikle amacım bir tartışma başlatmak değil,sadece kendi fikirlerimi beyan etmek istiyorum.Gerçek olan şu ki,Kemalizm fikrinin ırkçılıkla uzaktan yakından bir alakası yok.Türkiye'de gerçek manada ırkçılığın temeli atan şahıs Dr.Rıza Nur'dur.O dahi bu fikri yaymaya çalışırken yanlış uygulamaların önünü açmıştır.Buna Kürtler'in asimilasyonu örnek verilebilir.Bunu fiili olarak yapan kişi Mustafa Kemal'dir.Irkları Zeus yarattığına göre,bir ırkı asimile ederek yok etmek takdir edersiniz ki Zeus Baba'ya saygısızlıktır.Bu da ırksal karmamıza olumsuz olarak etki eder,ki etti de.Biz akıllı,mantıklı insanlarız.İsteyen herkesin vatandaşlık bağı ile Türk sayılacağı bir düzende saf ırk oluşamaz.Yani ne mutlu Türküm diyene sözü zaten bu saçma düşünceyi ifade ediyor.Bu şekilde Türk taklidi yaparak pek çok vatan haini ve düşman yardakçısı bizi arkadan vurdu ve vurmaya devam ediyor.Bu şekliyle Türk ırkçılığının içine dahi ırksal olarak Türk olmayanlar girdi,ve düşünceyi otomatik olarak felç etti.Edindiğim hayat tecrübelerinden sonra gözlemlediğim ölçüde asimile olmuş bireylerin,karakter ve ahlak bakımından pek zayıf olduklarını farkettim.Yani Kemalizm fikri bu şekliyle pek çok ruhen dejenere olmuş tırnak içinde Türk (!) yetiştirdi.İnsanlar kendi içlerinde ne kadar inkar etseler de ırkçılık düşüncesi bakidir.Çünkü Şeytan Baba'dan gelir.Asimile olan milletler dahi asimile olmalarına rağmen kendi ırklarının davasını sürdürürler.Bir ara ahmaklar nasıl bir kişinin müslüman olmasını Türk olmasıyla eşdeğer gördüyse diğer bazı kesimlerde modernlikle eş gördü.Bu ikisi de yanlış fikirlerdir.Ve Zevist olan bizler yani aklın ve mantığın yolunu seçmiş olanlar gerçek manada Türk ırkçılığına yönelecektir.Yoksa 20 seneye kalmadan ülke melez ırklar cehennemine dönecek.Ve karşılaşacağımız kötü akıbetleri tahmin dahi edemeyeceğiz.Bir an önce bu yanlış fikirlerden kurtulmalıyız.
Atatürk bir Zevist değildi ve yakın tarihte politik olarak kusursuz hareket eden tek isim Lord Hitlerdir. Bahsettiğiniz eleştirileri Kemalizm hakediyor ve haketmiyor olabilir ki ben bununla ilgilenmiyorum, benim önerim kemalizmin ne olduğuna ve ne olacağına bizim karar vermemizdir. Ülkemizin mevcut durumunda benimsememiz gerek siyasi duruşa verebileceğimiz en iyi isim veya bizim "nasyonal sosyalist" sistemimizi inşa ederken kullanacağımız bir kılıf ya da bir kapak olarak uygun olacağını düşündüğüm için kemalizm bahsini açtım.

Kaldı ki kemalizm yanlızca bir düşünce biçimi değil aynı zamanda tarihi bir bilinci içerir.

"Who loves his homeland, must understand it;
Who wants to understand it, must search earnestly in its history
."
Yani:
"Vatanını seven, onu anlamalıdır;
Onu anlamak isteyen, tarihini içtenlikle araştırmalıdır
."
~Jakob Grimm
Bu bağlamda düşünüldüğünde kemalizm biz zevistler yarafından yeniden bu forumlarda inşa edilebilirse şayet, amaçlarımıza ulaşmak için iyi bir araç olabilir diye düşünmekteyim.

Doğrudan Türk ırkçılığı yerine Kemalizmi benimseyen biri aslında güvenli olarak başka bir şeyi de ifade ediyor; Osmanlı ve dolayısıyla hilafet karşıtlığı. Zevist olmayan sırdan bir Türk ırkçısının bunu bildirmek için ekstradan bir açıklama yapması gerekir fakat Kemalist olduğunu söyleyen biri otomatik olarak bunu bildirmiş olup ekstradan bir ağız dalaşından kaçınmış olacaktır.

Daha iyi bir fikir bulunduğu bir takdir kendimi buna kapatmayacağım fakat şu an için bir Zevistin alabileceği duruşa halkın önünde verebileceği en güvenli isim Kemalizmdir diye düşünüyorum.
 
Ben bir türküm ancak gerek bu coğrafyanın anadolu türklerinin gerekse türkistan, kazakistan gibi doğu ve rusya tarafındaki türklerin ne kadar beyaz ne kadar asyalı olduğunu hala anlamış değilim. Yıllardır forumda türklerin beyaz mı asyalı mı olduğu tartışılıyor ve ortada bir sonuç yok çünkü tarihçiler bile net bir şey söyleyemiyor. Zaten net bir cevapta yok, anadolu öyle bir coğrafyaki ırkların birbirleriyle karışması konusunda amerikayla yarışır.

Bilen birine sorduğumda kemik ve yüz fenotipime göre altay ve iranid genlerimin bulunduğunu söyledi. Aslen annem ve babam doğu tarafından batıya göçmen. Dedemin dedesi kürt ama diğer büyüklerim türk. Yani ırksal bir karmaşa içindeyim. Genel olarak özellikle anadoluda ki türkler asyalı melezi gibi gözüküyor. Yani helenli beyazlardan karışma mı? Ayrıca ırksal ve toplumsal ve karmasal olarak zamanla beyaz olmaya evrilebilir miyiz?

Ben ne asyalı ne de beyaz olarak görüyorum kendimi. Sadece türküm. Bu coğrafya ve etnik karmaşa içerisinde daha fazlasını söyleyemem. Tarih bilmediğim zamanlarda eskiden çinlilerle ve genel olarak asyalılarla evlenen türkleri eleştirirdim ama meğer onlarda zaten asyalılardan gelmeymiş. Ayrıca kazaklı bir hocam var ve resmen her bakımdan asyalı birine benziyor ki zaten öyle ama kendisi türk.
Vaktiniz varsa lütfen bunu bu konu hakkında açtığım son başlıkta beraber tartışalım çünkü benimde hayli sonuca ulaşmak istediğim konulardan birisi de budur.
 
Vaktiniz varsa lütfen bunu bu konu hakkında açtığım son başlıkta beraber tartışalım çünkü benimde hayli sonuca ulaşmak istediğim konulardan birisi de budur.
Daha önce başlığınızı okumuştum ve onun etkisiyle bu yazıyı yazdım. Buradan da tartışabiliriz. Veya oraya yazıp beni etiketleyebilirsiniz cevap veririm. Ama sonuca ulaşacak kadar bilgim yok. Bu konuda söyleyecek fazla bir sözüm yok.
Atatürk bir Zevist değildi ve yakın tarihte politik olarak kusursuz hareket eden tek isim Lord Hitlerdir. Bahsettiğiniz eleştirileri Kemalizm hakediyor ve haketmiyor olabilir ki ben bununla ilgilenmiyorum, benim önerim kemalizmin ne olduğuna ve ne olacağına bizim karar vermemizdir. Ülkemizin mevcut durumunda benimsememiz gerek siyasi duruşa verebileceğimiz en iyi isim veya bizim "nasyonal sosyalist" sistemimizi inşa ederken kullanacağımız bir kılıf ya da bir kapak olarak uygun olacağını düşündüğüm için kemalizm bahsini açtım.

Kaldı ki kemalizm yanlızca bir düşünce biçimi değil aynı zamanda tarihi bir bilinci içerir.

"Who loves his homeland, must understand it;
Who wants to understand it, must search earnestly in its history
."
Yani:
"Vatanını seven, onu anlamalıdır;
Onu anlamak isteyen, tarihini içtenlikle araştırmalıdır
."
~Jakob Grimm
Bu bağlamda düşünüldüğünde kemalizm biz zevistler yarafından yeniden bu forumlarda inşa edilebilirse şayet, amaçlarımıza ulaşmak için iyi bir araç olabilir diye düşünmekteyim.

Doğrudan Türk ırkçılığı yerine Kemalizmi benimseyen biri aslında güvenli olarak başka bir şeyi de ifade ediyor; Osmanlı ve dolayısıyla hilafet karşıtlığı. Zevist olmayan sırdan bir Türk ırkçısının bunu bildirmek için ekstradan bir açıklama yapması gerekir fakat Kemalist olduğunu söyleyen biri otomatik olarak bunu bildirmiş olup ekstradan bir ağız dalaşından kaçınmış olacaktır.

Daha iyi bir fikir bulunduğu bir takdir kendimi buna kapatmayacağım fakat şu an için bir Zevistin alabileceği duruşa halkın önünde verebileceği en güvenli isim Kemalizmdir diye düşünüyorum.
Bu konuyu dile getirdiğiniz önce ki yazılarda ve bu yazınızdaki özellikle ilk paragrafınızda çok haklısınız size katılıyorum. Böyle bir şey yapmalıyız ve yapsak yapsak biz yaparız.

“Bir şey yapacağım.
Çünkü ben yapmazsam, kimse yapmayacak.”

— Mustafa Kemal Atatürk (14 Mayıs, 1919)

Aslında aklımdan bu ülkenin toplumlarını ayrı fikirlerle ortak bir amaca yönlendirme sistemi varla yok arasında gibi gelip geçiyor. Oturması lazım ama onun içinde bolca bilgi ve deneyim lazım. Ayrıca toplumu açıkça etkileyecek olan fikirlerinizi buradan söylemeyin. Bir duyuru yapıp özel olarak kişileri görevlendirin. Hareketinizin amacı ve ne olduğu ifşalanırsa hareketsiz kalırsınız.
 
Atatürk bir Zevist değildi ve yakın tarihte politik olarak kusursuz hareket eden tek isim Lord Hitlerdir. Bahsettiğiniz eleştirileri Kemalizm hakediyor ve haketmiyor olabilir ki ben bununla ilgilenmiyorum, benim önerim kemalizmin ne olduğuna ve ne olacağına bizim karar vermemizdir. Ülkemizin mevcut durumunda benimsememiz gerek siyasi duruşa verebileceğimiz en iyi isim veya bizim "nasyonal sosyalist" sistemimizi inşa ederken kullanacağımız bir kılıf ya da bir kapak olarak uygun olacağını düşündüğüm için kemalizm bahsini açtım.

Kaldı ki kemalizm yanlızca bir düşünce biçimi değil aynı zamanda tarihi bir bilinci içerir.

"Who loves his homeland, must understand it;
Who wants to understand it, must search earnestly in its history
."
Yani:
"Vatanını seven, onu anlamalıdır;
Onu anlamak isteyen, tarihini içtenlikle araştırmalıdır
."
~Jakob Grimm
Bu bağlamda düşünüldüğünde kemalizm biz zevistler yarafından yeniden bu forumlarda inşa edilebilirse şayet, amaçlarımıza ulaşmak için iyi bir araç olabilir diye düşünmekteyim.

Doğrudan Türk ırkçılığı yerine Kemalizmi benimseyen biri aslında güvenli olarak başka bir şeyi de ifade ediyor; Osmanlı ve dolayısıyla hilafet karşıtlığı. Zevist olmayan sırdan bir Türk ırkçısının bunu bildirmek için ekstradan bir açıklama yapması gerekir fakat Kemalist olduğunu söyleyen biri otomatik olarak bunu bildirmiş olup ekstradan bir ağız dalaşından kaçınmış olacaktır.

Daha iyi bir fikir bulunduğu bir takdir kendimi buna kapatmayacağım fakat şu an için bir Zevistin alabileceği duruşa halkın önünde verebileceği en güvenli isim Kemalizmdir diye düşünüyorum.
Türk ırkçısı bir insanın neden kendini açıklaması gerekiyor ki? Herşey net ve ortada.Kemalizm ırkçı değildir.Irksal olaylara önem vermez.Kemalizmde kendini Türk hisseden birisi herhangi bir Türk soylu insanla evlenebilir.Bu da melezleşmeye ve soysuzlaşmaya yol açar.Bu bizim isteyeceğimiz en son şey.Türk ırkçısı birisi eğer şuurlu bir insansa zaten soyu epey karışık olan ve kardeşlerini dahi katledecek kadar yahudileşmiş Osmanlı hanedanını ve ucube hilafeti zaten ruhen kabul etmez.Benim yaptığım eleştirileri Kemalizm de zaten sonuna kadar hakediyor.Sebeplerini gayet net açıkladım.Bizim üzerinde yoğunlaşmamız gereken Zevizm'dir.Türkçülük de veya Nasyonal Sosyalizm de ve veya herhangi bir ırksal düşünce de en nihayetinde Zevizm'e çıkacaktır.
 
Türk ırkçısı bir insanın neden kendini açıklaması gerekiyor ki?
NatSoc iktidara geldiğinde halkın büyük çoğunluğu hala hristiyandı, ırkçılık yapacaksanız ırkınızı bunu yapmaya ikna etmeniz gerekmektedir çünkü ırkçılık yapacağınız bir ırka yani halkınıza ihtiyacnız var. Çıkıp doğrudan ırkımızı neden korumamız gerektiğini ve bunun manevi boyutunu halka açıklamayı planlıyorsanız (ki bence bu intihar olur) buna saygı duyarım ama bunu yapana dek kendimizi Atatürkçülük üzerinden tanımlayarak kamuya açık olarak güvenle gerekli faliyetleri sürdürebileceğimize inanıyorum.
 
NatSoc iktidara geldiğinde halkın büyük çoğunluğu hala hristiyandı, ırkçılık yapacaksanız ırkınızı bunu yapmaya ikna etmeniz gerekmektedir çünkü ırkçılık yapacağınız bir ırka yani halkınıza ihtiyacnız var. Çıkıp doğrudan ırkımızı neden korumamız gerektiğini ve bunun manevi boyutunu halka açıklamayı planlıyorsanız (ki bence bu intihar olur) buna saygı duyarım ama bunu yapana dek kendimizi Atatürkçülük üzerinden tanımlayarak kamuya açık olarak güvenle gerekli faliyetleri sürdürebileceğimize inanıyorum.
Irkçılık insanın içinden gelmeli.İnsanlık zaten Tanrılarla bağlarını güçlendirdikçe bunun farkına varacaklar.O yüzden Zevizm üzerinde yoğunlaşmalıyız dedim.Adı Türkiye olan bir ülkede Türk ırkını müdafaa etmek intihar etmek anlamına geliyorsa, emin ol biz bu korkuyla bir adım ileri gidemeyiz diye düşünüyorum.Bu iş çok yönlü.Bence en önemli kısmı bilimsel alanda yürüyecek.Sosyoloji de bunun bir parçası.Kanımca yapılması gereken şey her anlamda güçlü olmak.Türkçüler arasında mantıklı insan sayısı diğer ideolojik çevrelere göre daha fazla olduğu için Zevizme yönelecek pek çok genç olduğunu düşünüyorum.Ama şu konuda katılıyorum:Türkçülüğün formu değişmeli,yönümüzü orta Asya'daki göçebe kültüre değil,Helenistik kültüre yönlendirmeliyiz.Zaten farkında olmadan uzun zamandır bunun değişik bir formunu yaşıyoruz.Zevklerimiz ve eğlence anlayışımız,hayata bakış açımız ve ulaşmak istediğimiz hedef hep bunu gösteriyor.
 
Irkçılık insanın içinden gelmeli.İnsanlık zaten Tanrılarla bağlarını güçlendirdikçe bunun farkına varacaklar.O yüzden Zevizm üzerinde yoğunlaşmalıyız dedim.Adı Türkiye olan bir ülkede Türk ırkını müdafaa etmek intihar etmek anlamına geliyorsa, emin ol biz bu korkuyla bir adım ileri gidemeyiz diye düşünüyorum.Bu iş çok yönlü.Bence en önemli kısmı bilimsel alanda yürüyecek.Sosyoloji de bunun bir parçası.Kanımca yapılması gereken şey her anlamda güçlü olmak.Türkçüler arasında mantıklı insan sayısı diğer ideolojik çevrelere göre daha fazla olduğu için Zevizme yönelecek pek çok genç olduğunu düşünüyorum.Ama şu konuda katılıyorum:Türkçülüğün formu değişmeli,yönümüzü orta Asya'daki göçebe kültüre değil,Helenistik kültüre yönlendirmeliyiz.Zaten farkında olmadan uzun zamandır bunun değişik bir formunu yaşıyoruz.Zevklerimiz ve eğlence anlayışımız,hayata bakış açımız ve ulaşmak istediğimiz hedef hep bunu gösteriyor.
Haklısınız ancak abartmamakta gerekir. Atatürk şartlara göre hareket eden pragmatik bir liderdi. Türk kültürüne önem verirdi. Türk soyuda onun için önemliydi. Bir savaş dönemi atlatıldığı için ve insana ihtiyaç duyulduğu için yapabileceği en mantıklı şey milliyetçiliği kullanmak ve gerikalanları da kendisine bir şekilde katmak için de "türk hisseden herkes türktür" demekti. Ben böyle düşünüyorum aksi kanıtlarınız varsa söyleyebilirsiniz.
 
Abartmamam gereken durum nedir?Belirtirseniz sevinirim.Milliyetçilik ve ırkçılık herhangi bir şahsın pragmatist amaçları için kullanacağı olgular değildir.Türk olmayan birisi neden kendini Türk hissetsin?Ben neden kendimi şu anda İngiliz hissetmiyorum?Başka ırktan olan insanları Türkleştirince,Türklük ne kazanıyor?Bundan ne murad ediyoruz?Madem bu kadar Türk soyuna önem veriliyordu da neden Şark Islahat Planı'nda Türk kızlarının Türk olmayan köylülerle evlendirlimesine dair madde bulunuyordu?Madem devlet bu kadar Türkçü idiyse neden 1933 yılında çıkan kararnamede yahudileri aşağılayan yayınların kapanması emri verildi?
 
Irkçılık insanın içinden gelmeli.İnsanlık zaten Tanrılarla bağlarını güçlendirdikçe bunun farkına varacaklar.O yüzden Zevizm üzerinde yoğunlaşmalıyız dedim.Adı Türkiye olan bir ülkede Türk ırkını müdafaa etmek intihar etmek anlamına geliyorsa, emin ol biz bu korkuyla bir adım ileri gidemeyiz diye düşünüyorum.Bu iş çok yönlü.Bence en önemli kısmı bilimsel alanda yürüyecek.Sosyoloji de bunun bir parçası.Kanımca yapılması gereken şey her anlamda güçlü olmak.Türkçüler arasında mantıklı insan sayısı diğer ideolojik çevrelere göre daha fazla olduğu için Zevizme yönelecek pek çok genç olduğunu düşünüyorum.Ama şu konuda katılıyorum:Türkçülüğün formu değişmeli,yönümüzü orta Asya'daki göçebe kültüre değil,Helenistik kültüre yönlendirmeliyiz.Zaten farkında olmadan uzun zamandır bunun değişik bir formunu yaşıyoruz.Zevklerimiz ve eğlence anlayışımız,hayata bakış açımız ve ulaşmak istediğimiz hedef hep bunu gösteriyor.
Öncelikle son günlerde forumlarda konuşmaya çalıştığım konuların genel maksadının sadece milletimizin refah ve selametini temin etmek gayesi taşıdığını belirtmek istiyorum. Gayesi bu olan herkes %100 kusursuz fakat hayata geçmemiş bir hayalet teoriden ziyade kusurları olan fakat hayata geçmiş ve büyük oranda elle tuttulabilir faydalar sunan bir sistemi tercih edecektir.



Teoriler çok kolay üretilebilir çünkü hatasız olsalar bile hayata geçirilmedikleri müddetçe kuru lakırdıdan ibarettirler. Zor olan birşeyleri hayata geçirmektir. Bu kaynak, emek, irade ve genellikle daha bir çok şey gerektirir.



Yaşadığımız coğrafyayı sosyal açıdan bir Zevist olarak gözlemlediğimiz takdirde üç şeye rastlayacağız:

Gayrımedeni düşman unsurları,

yukarıda bahsettiğim teoriler

ve Kemalizm.

Bu Kemalizmi aşırı yücelterek ona atfettiğim bir durum değildir, aksine üzücü bir durumdur çünkü her ne kadar kimileri bu coğrafyada yaşayıp Atatürk'ü %100 kusursuz olmamakla suçlasada elimizde malesef onun bize miras bıraktıkları haricinde bir şey yoktur.



İdeolojik açıdan kimilerimizce daha az kusurlu bulunan Atsız veya Rıza Nur gibi figürler bu gün bize bir kaç kitap haricinde bir şey bırakamazken Gazi M. Kemal Atatürk'ün bir Zevist ve bir Türk
olarak bize bıraktıkları sizin bahsettiğiniz Türkçülük mücadelesinin ta kendisini oluşturmaktadır.

Merkezi irade aksini isterken sivil halkı örgütleyip vatan mücadelesi tertib etmek, bütün imkansızlıklara rağman büyük bir zaferle bu mücadeleyi tamamlamak, ardından saltanatı ve hilafeti kaldırıp anadoluyu islamın elinden kurtarıp burada medeniyetin kıvılcımı çakmak yaptıklarının en büyükleridir ve hepimizin de bildiği gibi bundan çok daha fazlası vardır.

Atatürk bir görev adamıydı ve o an en büyük sorun neyse onu çözüyordu ve şu an en büyük sorunlarımızdan biri ırkımızın yok olması tehdiyse Kemalizm bu sorunu çözecek bir doktirindi. Bu tavrınızı açıkçası tarihinizden kopuk buluyorum çünkü adı silinmeye çalışılan Atatürk aslında bu topraklarda tam olarak sizin uğruna yaşamayı göze aldığınız şeyleri temsil eden büyük bir liderdir.

Kemalist devrim yakın tarihte gerçekleşmiş en Türkçü şeydir.

Ayrıca bu gün dahi geçerliliğini koruduğuna inandığım bir ırk-devlet ilişkisis teşkil etmiştir. Şimdi bu sistemi Atatürk'ün kendi sözleriyle size aktarıyorum:

"Türk milletinin
takip etmesi lazım
gelen siyasi prensip:
Milli siyaset

Efendiler, Meclis'in açıldığı ilk günlerde, Meclis'e,
içinde bulunduğumuz vaziyet ve şartları izah ve takip
ve tatbikini uygun gördüğüm görüşlerimi arz ettim.
Bu görüşlerin başlıcası, Türkiye'nin, Türk milletinin
takip etmesi lazım gelen siyasi prensiple alakalı idi.
Malumdur ki, Osmanlılar devrinde muhtelif siyasi mesleklerI takip olun-
muştu ve olunuyordu. Ben bu siyasi mesleklerin hiçbirinin yeni Türkiye siyasi
teşekkülünün mesleği olamayacağına kani olmuştum. Bunu Meclis'e anlatma-
ya çalıştım. Bu nokta üzerinde daha sonra da çalışmaya devam olunmuştur. Bu
hususa dair başından itibaren vuku bulmuş olan beyanatırnın esas noktalarını
burada hep beraber hatırlamayı faydalı bulurum.
Efendiler, bilirsiniz ki, hayat demek, mücadele, çarpışma demektir. Hayat-
ta muvaffakiyet, mutlaka mücadelede muvaffakiyetle mümkündür. Bu da, ma-
nen ve maddeten kuvvete, kudrete dayanır bir keyfiyettir. Bir de, insanlann
meşgul olduğu bütün meseleler, maruz kaldığı bütün tehlikeler, elde ettiği muvaffakiyetler, ortaklaşa, genel bir mücadelenin dalgalan içinden doğagel-
miştir. Doğu kavimlerinin Batı kavimlerine taarruz ve hücumu, tarihin belli
başlı bir satbasıdır. Doğu kavimleri arasında Türk unsurunun başta ve en kuv-
vetli olduğu malumdur. Hakikaten Türkler, İslamdan önce ve İslamdan sonra
Avrupa içerisine girmişler, taarruzlar, istilalar yapmışlardır. Batı'ya taarruz
eden ve istilalannı İspanya'da Fransa sınırlanna kadar uzatan Araplar da vardır.
Fakat efendiler, her taarruza karşı daima karşı taarruz düşünmek lazımdır. Kar-
şı taarruz ihtimalini düşünmeden ve ona karşı güvenilir tedbir bulmadan hare-
ket edenlerin akıbeti, mağlup olmak ve hezimete uğramaktır, yok olmaktır.
Batı'nın, Araplara karşı taarruzu, Endülüs'te acı ve ibret verici bir tarihi fe-
laket ile başladı. Fakat orada bitmedi . Takip, Afrika kuzeyinde devam etti .
AttiHi'nın, Fransa ve Batı Roma topraklanna kadar genişletilmiş olan impa-
ratorluğunu hatırladıktan sonra, Selçuk Devleti enkazı üzerinde teşekkül eden
Osmanlı Devleti'nin, İstanbul'da Doğu Roma İmparatorluğu'nun taç ve tahtına
sahip olduğu devirlere dönüp bakalım. Osmanlı tacidarlan içinde, Almanya'yı,
Batı Roma'yı zapt ve istila ederek muazzam bir imparatorluk kurmak teşebbü-
sünde bulunmuş olan vardı. Yine bu hükümdarlardan biri, bütün İslam alemini
bir noktaya bağlayarak sevk ve idare etmeyi düşündü. Bu ernelin sevkiyle
Suriye'yi, Mısır'ı zapt etti. Halife unvanını takındı. Diğer bir sultan da, hem
Avrupa'yı zapt etmek, hem İslam alemini hükmü ve idaresi altına almak gaye-
sini takip etti. Batı'nın devamlı karşı taarruzu, İslam aleminin hoşnutsuzluğu ve
isyanı ve böyle cihangirane tasavvurlar ve emellerin aynı sınır içine aldığı
muhtelif unsurlann uyuşmazlıklan, neticede emsali gibi Osmanlı İmparatorlu-
ğu'nu da tarihin sinesine bıraktı.
Efendiler, harici siyasetin en çok alakadar olduğu ve dayandığı husus ,
devletin dahili teşkilatıdır. Harici siyasetin dahili teşkilatla uyumlu olması la-
zımdır. Batı'da ve Doğu'da başka başka tabiatıara ve kültüre ve eme1e sahip
birbirine zıt unsurlan toplayan bir devletin dahili teşkilatı elbette asılsız ve
çürük olur. O halde harici siyaseti de esaslı ve metin olamaz. Böyle bir dev-
letin dahili teşkilatı bilhassa milli olmaktan uzak olduğu gibi, siyasi mesleği
de milli olamaz. Buna nazaran Osmanlı Devleti'nin siyaseti milli değil, fakat
şahsi, belirsiz ve istikrarsız idi.
Muhtelif milletleri müşterek ve genel bir unvan altında toplamak ve bu
muhtelif unsur kütlelerini aynı hukuk ve şartlar altında bulundurarak kuvvet-
li bir devlet tesis etmek, parlak ve cazip bir siyasi görüştür; fakat aldatıcıdır.
Hatta, hiçbir sınır tanımayarak, dünyada mevcut bütün Türkleri dahi bir dev-
let halinde birleştirmek, elde edilmesi imkansız bir hedeftir. Bu, asırların ve
asırlarca yaşamakta olan insanların çok acı, çok kanlı hadiseler ile meydana
koyduğu bir hakikattir.
Panislamizm, panturanizm siyasetinin muvaffak olduğuna ve dünyayı tat-
bik sahası yapabildiğine tarihte tesadüf edilememektedir. Irk farkı gözetmek-
sizin, bütün insanlığı kapsayan, cihangirane devlet teşkili hırslarının netice-
leri de tarihte yazılıdır. İstilacı olmak hevesleri, bahis mevzumuzun haricin-
dedir. İnsanlara her türlü hususi hissiyat ve bağlarını unutturup, onları tam bir
kardeşlik ve eşitlik dairesinde birleştirerek, insani bir devlet kurmak teorisi
de kendine mahsus şartlara sahiptir.
Bizim kendisinde açıklık ve tatbik kabiliyeti gördüğümüz siyasi meslek,
"milli siyaset"tir. Dünyanın bugünkü genel şartları ve asırların beyinlerde ve
karakterlerde biriktirdiği hakikatler karşısında hayalperest olmak kadar büyük
hata olamaz. Tarihin ifadesi budur; ilmin, aklın, mantığın ifadesi böyledir.
Milletimizin kuvvetli, mesut ve istikrarlı yaşayabitmesi için , devletin ta-
mamen milli bir siyaset takip etmesi ve bu siyasetin, dahili teşkilatımıza ta-
mamen uygun ve dayalı olması lazımdır. Milli siyaset dediğim zaman kastet-
tiğim mana ve öz şudur: Milli sınırımız dahilinde, her şeyden evvel kendi
kuvvetimize dayanarak mevcudiyetimizi muhafaza ederek millet ve memle-
ketin hakiki saadet ve bayındırlığına çalışmak ... Rastgele sonu gelmez emel-
ler peşinde milleti meşgul etmemek ve zarara uğratmamak ... Medeni cihan-
dan, medeni ve insani muamele ve karşılıklı dostluk beklemektir."
 
Abartmamam gereken durum nedir?Belirtirseniz sevinirim.Milliyetçilik ve ırkçılık herhangi bir şahsın pragmatist amaçları için kullanacağı olgular değildir.Türk olmayan birisi neden kendini Türk hissetsin?Ben neden kendimi şu anda İngiliz hissetmiyorum?Başka ırktan olan insanları Türkleştirince,Türklük ne kazanıyor?Bundan ne murad ediyoruz?Madem bu kadar Türk soyuna önem veriliyordu da neden Şark Islahat Planı'nda Türk kızlarının Türk olmayan köylülerle evlendirlimesine dair madde bulunuyordu?Madem devlet bu kadar Türkçü idiyse neden 1933 yılında çıkan kararnamede yahudileri aşağılayan yayınların kapanması emri verildi?
Size saldırı yapmadım sakin olun sadece abartmayın dedim çünkü atatürk sanki hiç türk milliyetçisi değilmiş gibi konuşuyordunuz.
Saydığınız konulara gelince de, ben atatürkün işlerini kusursuz bulduğumu söylemedim zaten. Bunlar yanlış. Hissetme olayı saçmalıktan ibaret ve bu her şey için geçerli. Diğer sorunuza gelince, birleşmeden dolayı bir aidiyat ve kenetlenme oluyor ve bağımsızlık korunuyor. O dönemlerde her bir millet isyan içindeydi. Atatürk ve osmanlının son adamları her yolu düşünüp denedi ama hiçbiri tutmadı bkz smanlıcılık, ümmetçilik. Son olarak türkçülük düşüncesi ortaya atıldı ama anadolunun bir parçası olupta türk olmayanları ikna etmek için böyle bir yola giriştiler. Yine de bazı isyanlar çıkmaya devam etti orası ayrı.
 
Abartmamam gereken durum nedir?Belirtirseniz sevinirim.Milliyetçilik ve ırkçılık herhangi bir şahsın pragmatist amaçları için kullanacağı olgular değildir.Türk olmayan birisi neden kendini Türk hissetsin?Ben neden kendimi şu anda İngiliz hissetmiyorum?Başka ırktan olan insanları Türkleştirince,Türklük ne kazanıyor?Bundan ne murad ediyoruz?Madem bu kadar Türk soyuna önem veriliyordu da neden Şark Islahat Planı'nda Türk kızlarının Türk olmayan köylülerle evlendirlimesine dair madde bulunuyordu?Madem devlet bu kadar Türkçü idiyse neden 1933 yılında çıkan kararnamede yahudileri aşağılayan yayınların kapanması emri verildi?
Kimse bunların doğru olduğunu iddia etmiyor, kimse Atatürk'ün hatasız olduğunu da iddia etmiyor ve bu hataları tesbit edip düzeltmemizde de bir sakınca görmüyorum, sadece denizin ortasındayken bir geminin sıvası söküldü diye durup birden gemiden atlamaya gerek yok. Gemi hala sağlam ve bizi taşıyabilir sadece tadilata ihtiyacı var.
 

Al Jilwah: Chapter IV

"It is my desire that all my followers unite in a bond of unity, lest those who are without prevail against them." - Shaitan

Back
Top